14 Yıl

Özenli Turlar, Keyifli Tatiller 0 212 243 68 85

YUNAN ADALARI Nereleri Gezmeli , Ne Yapmalı ?

YUNAN ADALARI Nereleri Gezmeli , Ne Yapmalı ?

KOS
Dodekanes Adalar grubunun Rodos'tan sonra ikinci büyük adası olan Kos, insanlık tarihinde, insan iyileştirmenin büyücülük ile değil, eğitim, deneme ve deneyim ile olabileceğini ilk kez söyleyen modern tıbbın kurucusu Hipokratın doğduğu ve yaşadığı yerdir. Bu gün 21. yüzyılın doktorları bile hala antik hastanenin kalıntılarını ziyaret edip burada, Hipokrat yeminlerini ederler. Uzunlamasına ve oldukça verimli topraklara sahip Kos Adası, Bodrum'a sadece 5km. uzaklıktadır. Verimli topraklarında dünyaya ihraç ettikleri meşhur Kos Marul'u yetişir. 290km uzunluğundaki çevresi mükemmel plajlarla dolu olan Kos, bu gün büyük turistik otellerin bulunduğu ve yaz sezonunda gece hayatı oldukça hareketli olan bir adadır. Ada'daki havaalanına İngiltere ve Avrupanın diğer bazı ülkelerinden kalkan direk uçuşlar vardır. Kos aynı zamanda, gündüzleri zevke uygun bir plajda uzun saatler dinlenip güneş batar batmaz da eğlence mekanlarında ertesi günün ilk ışıklarına dek doyasıya eylenmeye alternatif arandığı bir noktada, zengin tarihi kalıntılarıyla tatili ilginç kılabilecek kadar donanımlıdır.

Görülecek Yerler/Aktivite: Kos Kasabası: Tarihi kalıntılarla modern şehrin içiçe olduğu Kasaba'daki harabeler 1933 yılındaki depremde ortaya çıkmış. Böylelikle bu gün palmiye ve çam ağaçlarıyla süslü yasemin kokulu caddelerinde kafeler, kuyumcular, kıyafet dükkanları sıralı Kos Kasabası ve Roma Agorası, antik tapınak ve bir bazililasıyla harabeler birbirine yürüyüş mesafesinde. Bu bölgenin az ilersindeyse 2400 yıl önce gölgesinde Hipokratın öğrencilerine ders anlattığına inanılan Hipokrat Ağacı var. Kos Kasabası'ndaki bir başka tarihi mekan ise 1800 yıllık bir Roma Villası olan Casa Romana. Bir zamanlar 26 odası ve 3 yüzme havuzu olan evin yerlerinde de aslan, leopar ve yunus gibi deniz yaratıkları motifli mozaikler var. Arkeoloji müzesinde diğer parçalarla birlikte Hipokratın mermerden bir heykeli de var. Asklipion: Hipokratın ölümünden sonra sağlık tanrısı Asklepios'a adanarak kurulan bu bölgede, tanrının adına inşaa edilmiş bir tapınak, bir tıp okulu, Roma Hamamı ve Apollon Sunağı'nın kalıntıları vardır. Antik zamanlarda dünyada sadece üç adet bulunan bu hastahanelere (biri de İzmir-Bergama'daki Asklepion'dur) her yerden insan tedavi olmak ve ya öğrenci olmak için gelirmiş.

Plajlar:
Kos'ta o kadar çok plaj vardır ki, yaz sezonundaki yoğun turist akınına rağmen bazıları hala çılgın kalabalıklardan uzakta gün boyu güneş banyosu yapabileceğiniz kadar ıssızdır. En popüler turistik plaj, Kos Kasabası'nın 30km. güneyindeki Kardamena'dır. Burası her türlü su sporlarının olduğu kadar çeşitli dükkan, restaurant ve barların da mevcut olmasıyla tüm gününüzü geçirebileceğiniz harika bir tatil beldesidir. Kıyıdan ilerlendiğinde, Ada'nın güneybatısındaki güzel Kefalos Koyu'na ulaşılır. Burada dümdüz beyaz kum ile örtülü 6 plaj vardır. Yanyana sıralanan bu plajlara bu gün insanların güzelliklerine dair fikir edinebilmeleri için modern adlar konmuştur; Exotic Beach , Magic Beach , Sunny Beach , Banana Beach , Paradise Beach ve Camel Beach. Kos Kasabası'nın 4 km. batısındaki Selveri Plajı, kumun denize doğru yavaşça alçaldığı güzel ve daha az kalabalık bir plajdır. Burada yüzerken manzaranız hemen karşıda görünen Bodrum kıyıları olacak.

Gece Hayatı ve Yemek:
Dodekanes Adaları içinde en hoş ve renkli gece hayatına sahip adalardan biri de Kos'tur. Burada geleneksel Yunan gecelerinden, kabare şovlarına, sakin müzik yapan barlardan, tekno çalan diskolara kadar her şeyi bulabilirsiniz. Akri Koundourioti'deki eski bir Türk hamamını mekan olarak seçmiş Hammam Bar hem yemek yiyebileceğiniz, hem de eylenebileceğiniz bir mekan.


MYKONOS

Mykonos en çok ziyaret edilen ve en pahalı Yunan adasıdır. Tüm Ege Denizi’ndeki en hareketli gece hayatı yaz sezonu boyunca burada yaşanır. Ada’nın asıl müdavimlerini ise dünya jet sosyetesi oluşturur. Mykonos, çılgın yaşantısı ve her türlü cinsel tercihe olan toleranslı yaklaşımıyla ünlüdür. Mykonos, bembeyaz badana vurulmuş balkon ve duvarlarından sarkan rengarenk begonviller, sardunyalarla süslü Mykonos evleri ve rıhtımda yan yana sıralanmış yeldeğirmenleri ile ada, zor beğenenlerin bile kalbini çalmaya yetecek kadar çekiciliğe sahiptir. 85 kilometrekare yüzölçümlü oldukça küçük bir ada olan Mykonos’ta sürekli olarak 5,500 kişi yaşar. Ada 1453’ten 1832’ye kadar Osmanlı hakimiyetindeydi. Mykonos Adası’nın başşehri, büyük yolcu gemilerinin de yanaştığı bir liman şehri olan, Mykonos, çok kullanıldığı adıyla Hora Kasabasıdır.

Görülecek Yerler/Aktivite & Plajlar:
Mykonos gibi küçük bir adada sayıları onbeşi bulan plajlar buranın bir tatil adası olduğunun göstergesidir. Mykonos limanına en yakın olanları Malalianos ve kalabalık Tourlos plajlarıdır. Eğer zamanınız varsa limandan Platys Gialos plajına giden otobüslere binmeniz, ve buradan kalkan kayıklarla Mykonos Adası’nın en iyi plajları olan Paradise(cennet), Super Paradise, Agrari ve ya Elia’ya gitmeniz önerilir. Bunlardan Super Paradise bir çıplaklar kampıdır. Elia ise en sonda olduğundan, Ada’nın göreceli en sakin plajıdır. Folklor Müzesi: Müzenin binası 1700 yıllarından kalma bir malikanedir. İçeride onarılmış bir 19. yüzyıl mutfağı ve yatak odasının yanısıra yine bu yüzyıllara ait bir çok antika eşyayı da seyretmek mümkündür. Bir köşede duran ve Mykonoslu’lara o hüzünlü geçmişi hatırlatan içi doldurulmuş Pelikan Petros’un ise ilginç bir hikayesi var; 1950 kışındaki büyük fırtınada Ada’ya zorunlu iniş(düşüş) yapar pelikan Petros. Ada’lılar kuşu bağırlarına basar çünkü Pelikan’ın gelişiyle beraber Ada’nın kaderi sakin bir balıkçı köyü olmaktan, dünyanın en ünlü eğlence merkezlerinden biri olmaya doğru bir değişim yaşamaya başlar. Ancak 1985’te Pelikan Petros bir arabanın altında kalarak can verir. Bugün Ada’nın sokaklarında serbestçe dolaşan, Petros’un yerine getirilen 2.Petros’tur. Arkeoloji Müzesi: Delos tarihi bölgesinden getirilmiş antik Yunan zamanından kalma çanak-çömlek, mezar taşları, taklar, bir Herkül heykeli ve Çanakkale’de geçen tarihi Truva Savaşı’ndan bir sahneyle süslenmiş bir içki kabı bu müzede sergileniyor. Deniz Müzesi: Antik zamanlardaki denizcilikle ilgili araç gereçlerin ve amfora, eski paral vb. Gibi sualtı buluntularının sergilendiği bir müzedir. Kültür Müzesi: Bir açıkhava müzesi olan kültür müzesinde geleneksel tarım aletleri görülebilir. Antik Yunan kalıntıları olan bu aletlere örnek olarak, harman dövme aleti, kuyu, fırın ve şarap yapım aletini verebiliriz. Müzenin önemli parçasıysa hala çalışır durumdaki antik yeldeğirmenidir. Parapotiani Kilisesi: Ada’ya tepeden bakan bu kilise, sayıları 500’ü geçen kiliseler içinde görsel bakımdan en dikkat çekici olandır. Bunun sebebi de beş ayrı küçük kilisenin tek bina olarak birleştirilmesiyle ortaya çıkan ilginç asimetrik görüntüdür. Fotoğraf tutkunlarının görmesi gereken kilise Meryem Ana’ya adanmıştır.


DELOS
Mykonosa yalnızca 6,5 km uzaklıktaki Delos Adası’nın, 5 kilometrekarelik küçük yüzölçümüne ters orantılı olarak tüm Kiklad Adalar Grubu içinde arkeoloji bakımından en önemlisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Öyle ki ‘daire’ anlamına gelen Yunanca ‘kyklos’tan türeyen kiklad, diğer Adalar’ın Delos etrafında olan dairesel duruşları dolayısıyla bu şekilde adlandırılmıştır. Delos Adası, Antik Yunan Dini olan ‘mitoloji’ye göre, Tanrı Apollon ile Tanrıça Artemis’in doğum yeridir. Antik zamanlarda burada bir yerleşim de vardı. Antik tiyatro, zengin mozaiklerle süslü evler, Apollon Tapınağı ve Aslanlı Yol, Delos Harabeleri’nde görülebileceklerden yalnızca bir kaç örnektir. Bu gün modern hiç bir yerleşimin olmadığı Delos’a rehberli bir tur eşliğinde gitmenizi ve ya gişeden alabileceğiniz bir kitapçıkla gezmenizi öneririz.

Alışveriş:
Dünyanın en ünlü markaları için büyük Avrupa şehirlerine gitmenize gerek bırakmayacak çeşitlilikteki mağazalar Hora’da yoğundur. Ayrıca keten ve dantel perdeler Mykonos’ta en çok satılan eşyalardandır. Kuyumcularda eski Bizans takılarının kopyaları, galerilerde ise müzelerdeki antik objelerin kopyaları dikkat çekecek güzelliktedir. Halı kollektörleri için Antik Yunan Desen’i motifli halılar ilginç olabilir. Yemek: Yaz boyu kozmopolit bir nüfusa sahip olan Mykonos’ta her damak tadına göre en az bir restaurant bulmak mümkündür. Geleneksel Yunan yemekleri yapan El Greco in Plateia Tria Pigadia adlı restaurant Ada’nın en eskilerindendir.

Gece Hayatı:
Mykonos gece hayatı söz konusu olduğunda bir numaradır. Çılgın, uçuk-kaçık eğlenceler sınır tanımaz ve sabaha kadar sürer. Ada bu gün dünyaca ünlü bir gay cenneti olduğundan özel gay barları, club ve diskolarının sayısı oldukça fazladır. Ancak bu Mykonos’ta sadece gay nüfus olduğunu göstermez. Ada her yaz sezonunda farklı coğrafyalar ve farklı cinsel tercihlerden yüzbinlerce kişiyle dolup taşmaktadır.



NAXOS

Naxos, 400 kilometrekarelik yüzölçümüyle Kiklad Adalar grubunun en büyük, ve en verimli topraklara sahip adasıdır. Ada’da zeytin, turunçgiller, mısır ve patates yetiştirilir. Yeşillik, keçi yetiştirmek içinde elverişli bir ortam oluşturur, böylelikle Ada, kendi meyve, sebze ve peynirini karşılayabilecek durumdadır. Naxos diğer Adalar’a göre daha fazla yükseltiye sahiptir; 1010 metrelik Zeus Dağı tüm Kiklad Adalar grubu içinde en yüksek tepedir. Dağları ve yemyeşil vadileriyle Naxos, en güzel manzaralara sahip olan adalardan biridir. Ada, Mykonos, Santorini ve çok yakındaki Paros kadar olmasa da popülerdir ve bu yanıyla sakin ve dinlendirici bir tatil arayanların ihtiyaçlarına cevap verir. Naxos’a gemiyle gelenlerin (Ada’da bir de havaalanı mevcut) limana yanaşırken gözüne çarpan ilk şey ‘büyük kapı’ anlamındaki Portara olur. Milattan önce altıncı yüzyıldan kalma bu büyük kapı, mitolojide geleceği gören Güneş Tanrı Apollon’un tapınağının günümüze kadar ulaşabilmiş tek kalıntısıdır. Naxos, mitolojide Ariadne ve Thesusus hikayesiyle yer alır. Kahraman Thesus’a aşık olan Girit Kralı’nın kızı Ariadne, Thesus’un evlilik vaatlerine kanarak onu hapsedildiği labirentten kurtarır. Fakat Atina’ya kaçarlarken Thesus Ariadne’yi Naxos’ta bir başına bırakarak terkeder.

Görülecek Yerler/Aktivite:
Naxos Kasabası: Ada’nın başşehri olan Naxos Kasabası’nın Bourgos adındaki bir kıyı yerleşimi, Kastro (kale) adındaki bir de tepe yerleşimi vardır. Kıyı alışveriş, postane, internet vs. gibi ihtiyaçlarınızı görebileceğiniz, kafeler, barlar, plajlar açısından tatminkar bir yer konumundayken, Kastro tarihseverleri çağırmaktadır. Ortaçağ’da Venedikliler’in dükalık kurduğu Naxos’un başşehri o zamanlar tepedeki Kastro imiş. Bu gün hala ortaçağdan kalma kalesi ile çevrili tepe yerleşime açık. Dönemeçli dar sokaklarında gezerken balkon ve bahçe kapılarından çiçekler sarkan Venedik evlerinin bir çoğunda ilk evsahipleriyle ilgili armalar görmek mümkün (eğer bu evlerin iç dekorunu merak ediyorsanız Venedikli Müzesi’ne uğrayabilirsiniz). Bu bölgede bir de eski bir okul binasında yer alan Arkeoloji Müzesi var. Erken Yunan ve eski Roma dönemlerinden objeler görebileceğiniz bu müze bir okulken, öğrencilerinden biri de dünyaca ünlü Yunan Edebiyatçısı Nikos Kazantzakis (Zorba the Greek’in yazarı) olmuş. Eğer 16.yüzyıl katedralininin çevresinde bir Pazar sabahı gezinti yaparsanız içeride ayin yapmakta olan koronun sesiyle çınlayan sokakta bir an için Ortaçağ’a gidip geldiğinizi sanabilirsiniz. Apollonas Heykeli: 10 metre boyundaki 2600 yıllık bu dev çıplak erkek heykelini,plajları ve tavernalarıyla aynı zamanda bir tatil beldesi de olan Apollonas kasabasında görebilirsiniz.

Plajlar:
Naxos, Kiklad Adaları’nın en güzel ve en uzun plajlarına sahip adalarından biridir. Naxos Kasabası’nın yakınındaki Agios Georgios Plaji Ada’nın ana plajıdır. Çevresinde bir çok bar ve restaurant olan plaj uzun ve kumludur. Suyu uzun metreler boyu oldukça sığdır, dolayısıyla çocuklu aileler için mükemmel bir plajdır. Burada sörf yapmayı öğrenebileceğiniz veya katamaran kiralayabileceğiniz bir de su sporları merkezi vardır. Naxos Kasabası’ndaki Grotta Plajı şnorkelli dalış için uygundur. Naxos Kasabası’ndan kalkan feribotlarla 5km uzunluğundaki çıplaklar kampı Plaka, sörf yapılan Micri Viagla, 7km uzunluğundaki Kastraki gibi daha sakin plajlara da gitmek mümkündür.

Gece Hayatı:
Naxos’ta güneş battığında partileriyle meşhur adalarda olduğu kadar büyük bir hareket olmaz, ancak yine de kanı kaynayanları diğer günün ilk ışıklarına kadar tatmin edecek sayıda bar ve diskoyu Ada’da bulmak mümkündür. Bunların merkezi liman şehri Naxos Kasabasıdır.



PAROS
Paros Adası, güzel plajları, küçük sevimli balıkçı köyleri, beyaz badanalı kübik evleri, Mykonos’la yarışabilecek düzeydeki canlı gece hayatı ve tüm Kiklades’in en iyi restaurantlarından bazılarının burada olmasıyla son yıllarda oldukça popüler bir turist destinasyonu haline gelmiştir. Ada, hem doğa yürüyüşleri ve su sporları gibi aktivitelerden hoşlananlar için, hem de gurmeler ve gece kuşları için adeta bir cennettir. Paros, 195 kilometrekarelik yüzölçümüyle 3. en büyük Kiklad Adası’dır. Sadece orta kısmı dağlık olan Ada verimli ovalarla çevrilidir. Teras teras bağlar, meyve ve zeytin ağaçları bu ovaları kaplar. Paros’un antik çağlardaki zenginliği ise Ada’da bulunan saf beyaz mermerden gelirmiş. Bu gün tüm dünya müzelerindeki en güzel antik heykellerden bir çoğu gibi daha sonraları Napolyon Bonaparte’nin mezarı da Paros mermerinden yapılmadır.

Görülecek Yerler/Aktivite:

Parikia: Ada’nın limanı ve başşehri olduğu için gezginlerinde ilk ayak bastıkları bu küçük şehirde tipik bir Yunan Adası görünümünün yanısıra oldukça modern oteller de vardır. Kıyı şeridinde önlerine masalar atılmış güzel kafeler, plajda geçirdiğiniz saatlerin ve ya Ada’nın diğer bölgelerindeki saklı güzellikleri keşiften döndüğünüz bir günün devamında yorgunluk atmak için seçilecek kafelerin en güzelleri.
Ekatontapyliani Kilisesi: Kaldığınız otelin çevresini gezmeye yürüyüş mesafesindeki bu kiliseden başlayabilirsiniz; ne de olsa katedral tüm Yunanistan’da 1700 yıldır kullanıma açık tek kilise olduğu için özel bir konuma sahiptir. Adı 100 kapılı kilise anlamına gelen katedralin bu güne dek 99 kapısı bulunmuştur ve bunun üstüne gelişen efsane, yüzüncü kapının bulunduğu gün İstanbul’un Yunanistan’a geri geleceğini söyler. Meryem Ana ikonası, Ada’nın baş azizi Agia Theoktisti’nin ayak izi, mermer taht ve 11. yüzyıl vaftizhanesi kilisede görülebilecek ilginç unsurlardan bazıları.
Arkeoloji Müzesi: Ekatontapyliani Kilisesi’nin hemen arkasındaki müzede, içinde paha biçilmez, 4. yy. dan kalma, Ada’dan çıkan özel mermere kazılarak yazılmış ve milattan önce 1500 ve 260 yılları arasında gerçekleşmiş Antik Yunanistan’ın en önemli sanatsal ve kültürel başarılarından bahseden ‘Paros Dökümanı’ ndan bir parça dahil olmak üzere bir çok ilgi çekici parça mevuttur.
Petaloudes - Kelebekler Vadisi: Paros Adası’nda mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de yaklaşık 300 yıldır her yaz binlerce renkteki milyonlarca kelebeğin çiftleşme mevsiminde akın ettiği Kelebekler Vadisi’dir. Parikiadan bu bölgeye eşeklerle tur düzenlenmektedir.

Plajlar:
Paros’un tatilcilere sunabileceği, bir çok farklı zevke hitap edebilecek çeşitlilikte plajı vardır; sörf yapanlar için rüzgarı müsait, dibi şnorkelli dalıştan hoşlananları tatmin edecek kadar zengin, tüm gün eğlence arayanlar için kıpır kıpır ve çıplak yüzmekten hoşlananlar içinde çıplaklar kampı olan bir çok plajı Adanın kıyı şeridinde bulacaksınız. Fazla uzaklaşmak istemeyenler için otellerin olduğu bölgeye yakın Parikia Plajı vardır ama güzellikte kolayca erişimin mümkün olduğu kuzey ve güneydeki diğer plajlarla yarışamaz. Su taksileri denen kayıklarla bu bölgelerdeki plajlara günün her saati ulaşmak mümkün. Chrissi Akti ( Golden Beach ) Paros’un en ünlü plajıdır. Bir km uzunluğundaki plaj 1983’ten beri her yıl Dünya Yelkensporu Kupası Şampiyonluğuna ev sahipliği yapmaktadır ve buradaki Fanatik Fun Club adlı eğlence klübünün sağladığı su kayağı, rüzgar ve uçurtma sörfü, katamaran gezisi gibi zengin çeşitlilikte su sporları mevcuttur. Pounda Plajı buna çok yakın mesafededir. Daha küçüktür ama parti denince plajların en büyüğüdür. Tüm gün eğlencelerin sürdüğü plajda büyük bir yüzme havuzu, su ve plaj oyunları ve disko da vardır. Lageri plajı kumlu bir plajdır ve yakınında çıplaklar kampı vardır. Krios ve Kaminia Plajları daha sakin plajlardır ve şnorkelli dalış için de uygundur. Ekatontapyliani Kilisesi: Kaldığınız otelin çevresini gezmeye yürüyüş mesafesindeki bu kiliseden başlayabilirsiniz; ne de olsa katedral tüm Yunanistan’da 1700 yıldır kullanıma açık tek kilise olduğu için özel bir konuma sahiptir. Adı 100 kapılı kilise anlamına gelen katedralin bu güne dek 99 kapısı bulunmuştur ve bunun üstüne gelişen efsane, yüzüncü kapının bulunduğu gün İstanbul’un Yunanistan’a geri geleceğini söyler. Meryem Ana ikonası, Ada’nın baş azizi Agia Theoktisti’nin ayak izi, mermer taht ve 11. yüzyıl vaftizhanesi kilisede görülebilecek ilginç unsurlardan bazıları. Arkeoloji Müzesi: Ekatontapyliani Kilisesi’nin hemen arkasındaki müzede, içinde paha biçilmez, 4. yy. dan kalma, Ada’dan çıkan özel mermere kazılarak yazılmış ve milattan önce 1500 ve 260 yılları arasında gerçekleşmiş Antik Yunanistan’ın en önemli sanatsal ve kültürel başarılarından bahseden ‘Paros Dökümanı’ ndan bir parça dahil olmak üzere bir çok ilgi çekici parça mevuttur. Petaloudes - Kelebekler Vadisi: Paros Adası’nda mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de yaklaşık 300 yıldır her yaz binlerce renkteki milyonlarca kelebeğin çiftleşme mevsiminde akın ettiği Kelebekler Vadisi’dir. Parikiadan bu bölgeye eşeklerle tur düzenlenmektedir.

Gece Hayatı ve Yemek:
Paros, Mykonos’taki gibi çılgın görüntülere sahip olmamakla birlikte tüm Kiklad Adaları’ndaki en canlı gece hayatına sahip adalardan biridir. Parikia'da restore edilmiş eski bir yeldeğirmenine konuşlanmış Alexandros akşam yemeği de servis eden en romantik mekanlardan biridir. Buna alternatif olarak da günbatımında klasik müzik çalan ve nefis manzarası olan Pebbles Bar'dan bahsedebiliriz. Pirate Bar, Jazz ve Blues çalıyor. Yunan müziği yapan yer ise Rembetika. Bunlardan başka, farklı balık ve midye yemekleri, Meksika ve Akdeniz menülerinin en güzel örneklerini servis eden onlarca restaurant tüm Ada'ya yayılmış.



RODOS
Dodekanes Adalar Grubu'ndaki en büyük yüz ölçümlü adadır. Ada hem tüm Avrupa' daki en iyi korunmuş ve en büyük Ortaçağ şehrine sahip olması, hem de yıl boyu ortalama 300 gün güneş görmesi sebebiyle oldukça popüler bir tatil merkezidir. Rodos, temiz denizi ve düzenli plajlariyla bir kaç kez de Avrupa Blue Flag ödülüne layık görülmüştü. Ortaçag'da St. John Şövalyelerinin meskeni olup, ardından Osmanlı hakimiyetine geçen Rodos, bir dönem de İtalyan yönetimine bağlı kaldığından bu gün her üç kültürden geriye kalan mimari harmanla ender bulunur güzellikte bir görüntüye sahiptir. Rodos ayrıca Ege Havzasındaki tüm topraklarda olduğu gibi antik Yunan ve Roma dönemi tapınak, akropolis ve şehir kalıntıları bakımından da oldukça zengindir. Rodos aynı zamanda antik dünyanın yedi harikasından biri olan 32 metre boyundaki bronzdan yapılma liman anıtı Colossus'a da ev sahipliği yapmıştı. Heykel eski zamanlardaki bir depremle yıkılmış. Bu gün Rodos Limanı, modern ziyaretçilerini, Colossus'un ayaklarının bastığı yerleri gösterdiğine inanılan, iki sütun üzerindeki geyik heykelleriyle karşılıyor.

Görülecek Yerler/Aktivite:
Rodos'un ana limanı, Ada'yla aynı addaki Rodos Şehri'dir. Burada yerleşim, old town (eski kent) ve new town (yeni kent) olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Ada'nın en güzel plajlarından biri de yeni kenttedir. Rodos Adası'nın çok turist çeken diğer bölgeleri ise sırasıyla Lindos ve Kamiros'tur.
Eski Kent (Old Town): Günümüze çok iyi durumda ulaşmış, Rodos Şehri'nin kalbi konumundaki bu eski Ortaçag kentinin dar ve taş döşemeli sokaklarında yapılan bir yürüyüş, insanı Ortaçağ'a geri gitmiş hissi verir. Hala 12 metre kalınlığındaki surlarla çevrili durumdaki eski kente, Topkapı Sarayı'ndakilere benzer güzellikteki sur kapılarından giriliyor. Kent, iki bölüme ayrılmış durumda; bunlar, ortaçağda şövalyelerin oturduğu bölge ve diğer sakinlerin yasadığı yerler olan Hora Mahallesi. Hora Mahallesinde Osmanlı döneminden kalma bir çok yapı mevcuttur. Bunlardan en önemlisi, şövalyelere karşı elde edilen zafer onuruna yapılmış pembe kubbeli Süleyman Camiidir. Caminin çaprazında içinde birçok Osmanlı elyazmasının bulunduğu bir kitaplık, ve hamam vardır. Yeni Kent (New Town): Yeni kentin üzerinde bir bulut gibi yükselen antik Yunan zamanından kalma akropolis (yukarı kent) ilk göze çarpan güzelliktir. Buradaki milattan önceki zamanlardan kalma tiyatro, stadyum ve Apollon Tapınağı tarih severlerin ilgisini bekler. Bu noktaya tırmandığınızda, Rodos Kasabasının da panoromik görüntüsüne sahip olacaksınız. Yeni Kent'te bir de Türk hakimiyetinden kalma Murad Reis Camii var.
Lindos: Şehrin ortasında yükselen tepedeki antik kalıntıları, sahilde güneşlenirken seyretmeye doyum olmaz. Antik Yunan zamanından kalan ve turistler tarafindan oldukça popüler olan bu eserleri, yılda ortalama 600,000 turist gezer. Lindos'un sokaklarında yapılacak kısa bir yürüyüş ise fotoğraf severlere en az bir makara film harcatacak, çünkü Santorini ve Mykonos'ta olduğu gibi Lindos Kasabası'nda da, çivit mavisi kapılar, pencereler, ve sardunyalarla renklenmiş beyaz badanalı kübik evler, bir Akdeniz Karnavalı gibi her yerde. Lindos, Rodos Kasabası'na yalnızca 47km. mesafededir ve günde bir çok kez otobüs kalkar.
Kamiros: Rodos Kasabası'ndan otobüsle 20 dakika mesafedeki Kamiros'ta günümüzden 2500 yıl öncesinden kalma bir şehrin kalıntılarını görebilirsiniz.

Plajlar:
Ada'nın doğu kısmı irili ufaklı şirin plajlarla doludur, batı kısmı ise büyük tatil merkezleri süsler. Mavi Bayrak ödüllü Rodos plajlarinda her türlü su sporu ve başka aktivitelere kolayca ulaşabileceksiniz; scuba diving ve rüzgar sörfü için ekipman kiralayan yerler var. En yakındaki plaj aynı zamanda en temiz ve düzenli plajlardan biridir. Ancak vakitten yana probleminiz yoksa otobüs ve ya limandan kalkan küçük teknelerle doğuya gidebilirsiniz. Buradaki bembeyaz kumsallar, yemyeşil ağaçlarla çevrili; batı kısımdaki plajlar ise kayalıklı ve rüzgarlıdır. Bu bölge şnorkelli dalış ve sörf için daha uygun.

Yemek:
Eğer tatilinizdeki unutulmaz anlardan birine özel bir akşam yemeğini de dahil etmek isterseniz, orjinal menüsüyle Alexis Taverna tercih edeceğiniz yer olacaktır. Zengin balık tabaklarıyla servis edilen sebzeler, restorantın kendi bahçesinin ürünleri. Restorantın müşteri defterinde Winston Churchill ve Jackie Kennedy gibi isimler var.

Gece Hayatı:
Gece eğlencelerinden bahsetmeden evvel, old town (eski kent)’deki Palace of the Grand Masters adlı mekanda ki ışık ve ses gösterisinden bahsetmek gerek. Gösteri, 16.yy.daki Osmanlı kuşatmasını anlatıyor, ilginç olabilir. Yine eski kentteki, Nelly Dimoglou adlı mekan geleneksel Yunan Gecesi eğlencesi isteyenler için en iyisidir. Geleneksel kostümleri içindeki genç kızlar ve erkekler, Yunanistan'ın çeşitli bölgelerine has halk oyunlarını sergiliyorlar. Disko, bar ve canlı pop müzik mekanlarının sayısı konusunda Rodos'un dünyanın en ünlü şehirlerindeki (Paris, New York gibi) mekan sayılarıyla yarıştığı söylenir. Zevkinize uygun bir mekanı bulabilmek için çok çaba sarfetmenize gerek kalmayacak. Ve oyun... Rodos, Yunanistan'ın bir kaç adet lisanslı casinolarından birine sahiptir. Playboy International tarafından işletilen klüpte 30 adet masa ve 300 adet slot makinesi mevcut, iyi eğlenceler, iyi tatiller...



SAMOS

Türkçe’de Sisam Adası olarak adlandırılan Samos, Türkiye’ye en yakın Yunan Adasıdır. Kuşadası Dilek Yarımadasi Milli Parkı’na olan en yakın mesafesi 1,5 km.den biraz fazladır. 480 kilometrekarelik yüzölçümüyle Ege Denizi’ndeki sekizinci büyük adadır. 35,000 nüfuslu Samos, üç limanı (Vathy,Pythogorio,Karlovasi) ve bir internasyonel havaalanıyla yaz sezonunda gezginlerin Mykonos, Santorini, Naxos, Paros gibi diğer adalara ve Atina’ya geçiş yapmak amacı ile mutlaka uğramalarıyla Yunanistan’ın en çok ziyaretçi alan bir adası durumuna gelmiştir. Ancak Ada’yı tek cazip kılan bu özelliği değildir. Çevresine yayılmis irili ufaklı plajları, yemyeşil doğası, tarihi kalıntılari ve şirin sokaklarıyla, Sisam, ziyaretcilerine sakin bir tatil vaat eder. Ada 1453’ten 1832’ye kadar Osmanlı hakimiyetindeydi.

Görülecek yerler/Aktivite:

Vathy Kasabası: Ada’nın başsehridir. Kuşadası’ndan gelen feribotlar Vathy Limanı’na yanaşır. Burada kordon boyu yanyana sıralanmış kafeler yazın gün boyu cıvıl cıvıldır. Samos Kasabası da denen Vathy’de adadaki antik yerleşimde bulunmuş tarihi eserlerin sergilendiği bir de Arkeoloji Müzesi vardır. Bu müzede diğer eserlerle beraber 4,5 metre boyundaki dünyaca ünlu dev antik Yunan heykelini görmek mümkündür.
Pythagorio Kasabası: Vathy’den 14 km uzaklıktaki şirin bir kıyı kasabasıdır. Kasaba ismini burada doğan antik çağın ünlü matematikçisi Pisagor’dan alır. Kapılarının önü renk renk sardunyalarla süslü müstakil evlerin olduğu dar sokaklarına yapılacak kısa bir yürüyüş Tipik bir Yunan Ada’sı kasabasının tüm sakinliğini gezginlerine tattıracaktır.
Eupalinos Tüneli: Pythagorio’ya 3 km. uzaklıktaki bu antik su tüneli tüm adadaki en dikkat çekici yerdir. Kaynak suyunu bir km. ötedeki yerleşimlerine getirebilmek için antik Yunanlılar tarafından 2500 yıl önce dağın dokuz metre altı oyularak yapılmıştır.
Hera Tapınağı: Eğer Selçuk ilçemizdeki Efes Artemis Tapınağı yapılmamış olsaydı, ana tanrıça Hera için yapılmış bu tapınak dev boyutuyla dünyanın yedi harikasından biri olacaktı. Ancak Efes’liler kendi tapınaklarının ölçüsünü biraz daha zorlayarak boyut olarakta, gösteriş olarakta komşuları Samos’luların bu görkemli tapınaklarını geçmişlerdi. Nevarki bu gün her iki tapınağın durumu birbirinden pek te farklı değildir. Ziyaretçilerin, ayağa kaldırılmış tek sütun, çevredeki tanrıça heykelleri ve zemin kalıntılarından tapınağın bir zamanlar nasıl etkileyici olduğunu hayal etmeleri gerekiyor. Çevrede bir Roma hamamı, baska tapınaklar ve antik yerleşimden kalan diğer kalıntıları da görmek mümkün.
Kokkari: Vathy’den 15 km. uzaklıktaki bu balıkçı köyü, akşamı hoş bir yemek ile başlatıp, Yunan müziği çalan tavernalarda devam ettirmek isteyenler için hoş ve sakin bir yer. Kokkari’ye çok yakın bir çok ta plaj var; Tsamadu, Lemonakia ve Tsambu bunların en ünlüleri.
Mytilini: Vathy ile Pythagorio kasabası arasındaki bölgede yer alan bu köydeki Paleontoloji Müzesi, içindeki 10 milyon yıl öncesinden kalan hayvan fosilleriyle görülmeye değerdir.

Alışveriş:
Adını matematikteki ‘Pisagor Üçgeni’nden bildiğimiz antik çağın önemli filozof,matematikçi ve müzisyeni Pisagor, Samos’lu idi. Bu gün bütün hediyelik eşyacılarında satılan ‘Pisagor Bardağı''na içindeki çizgiyi aşacak miktarda sıvı koyduğunuz anda özel bir sistem sayesinde tüm sıvı bardaktan boşalıyor. Söylenene göre bardak Pisagor tarafından her kesin eşit miktarda şarap içmesi için icat edilmişti. Buna ek olarak Ada’da yetişen muscat üzümlerinden yapılmış şarapların bizim misket şaraplarımızla yarışabilecek kadar lezzetli olduğunu da eklemeliyiz..

Yemek:
Samos restaurantlarındaki yemekler size ev hasreti çektirmeyecek kadar tanıdık gelecek; mezedes, dolmades, keftedes, homous, tzatziki, spanakopita, tarama, mousakka, loukoumades... evden henüz çok uzaklaşmadığınız belli.

Gece Hayatı:
Samos’ta gece hayatı Mykonos, Santorini gibi diğer Adalar’dakilere oranla daha sakindir. Burası daha ziyade Yunan Müziği dinleyerek ouzo (Yunan rakısı) ve Samos şarabı tüketilen taverna-restaurant tarzı mekanlarda sakin ve dinlendirici akşamlar geçirebileceğiniz bir adadır.



SANTORİNİ
Yunan Adaları’nın hepsini görmüş olanların büyük bir çoğunluğu içlerinden Santorini’nin en etkileyici olduğu konusunda hemfikirdir. Gerçekten de, Antik Zamanlar’da meydana gelen büyük bir volkanik patlama sonucunda bu günkü krater görüntüsüne sahip olan Santorini yıl boyu, 1 milyonun üzerinde turistten ve balayı çiftlerinden oluşan bir ziyaretçi akınına uğrar. Evet, Santorini Krateri’nin eşsiz gün batımı manzarası her yaz Avustralya gibi uzak ülkelerden bile gelen bir çok çiftin nikahına fon oluşturur.

73 kilometrekarelik yüzölçümüyle diğer adalara oranla daha küçük bir Ada olan Santorini, gerçekten de muhteşem manzaralara sahip bir coğrafyadır. Ada 3500 yıl öncesine kadar yerli halk Minoanlılar’a ev sahipliği yapmış ve o zamanlar bir daire şeklindeymiş. Bu tarihteyse Ada’daki volkan büyük bir sarsıntıyla patlamış ve bu şiddetin sonucunda Ada’nın ortası sular altına gömülmüş (bazı arkeologlar Kayıp Şehir Atlantis’in burası olabileceğini düşünüyor) ve hilale benzer şekli ile bu günkü Santorini oluşmuş. Bu olay kızgın lav ve tüfün altında kalan yerli halkın hazin sonu olmuş ancak bu gün gerek benzersiz coğrafi şekli ile, gerek katılaşmış tüflerin altında binlerce yıl çok iyi korunagelmiş arkeolojik kalıntılarıyla Santorini’nin Dünya’da eşi benzeri yoktur ve bu özellikleriyle ülke turizmine hatırı sayılır bir katkıda bulunmaktadır. Tüm Kiklad Adaları gibi Santorini de bir dönem Türk hakimiyetinde kalmıştı.

Görülecek Yerler/Aktivite:
Akrotiri ve Thira Harabeleri: Volkan külü altında binlerce yıl çok iyi bir şekilde korunmuş olan Santorini Adası’nın eski yerlilerinden kalma Akrotiri Harabeleri 3600 yıl öncesindendir. Buradaki evlerden çıkarılmış rengarenk eski duvar resimlerini görmek için Ada’daki Thira Müzesi’ne gitmeniz gerekiyor. Thira Harabeleri’ndeki kalıntılar ise Akrotiri’ye oranla daha yakın tarihtendir; tiyatro, agora, tapınak gibi 2800 yıllık Antik Yunan ve Roma Harabeleri ile daha genç Bizans harabeleri.

Alışveriş:
Santorini’nin şarapları ünlüdür ve bir çok bağ sahibi cüzzi bir ücret karşılığında meze eşliğinde şarap tadımı yaptırır. Şarap, bir yeraltı mağarasında bulunan Volcano Şarap Müzesindeki 1600’lerden beri kullanılan şarap yapımı ile ilgili aletleri gezdikten sonra buradan da alınabilir. Şarabın yanısıra başşehir Fira’daki hediyelik eşyacı ve kuyumcularda da aradığınızı bulabilmeniz mümkün.

Yemek:
Santorini’de bir restaurantın kalitesini, yemekleriyle beraber krater manzaralı olup olmadığı belirler. Tabii, balık her yerde balık diyebilirsiniz, ancak Santorini Krateri manzarası eşliğinde yenilmiş balık mönülü bir akşam yemeği, anılarınızda özel bir yere sahip olacak kadar doyumsuz olacaktır.

Plajlar:
Santorini, plajlarıyla ün yapmış bir Yunan Adası değildir. Bununla birlikte Ada’nın etrafındaki irili ufaklı plajlardaki siyah volkan kumunda güneşlenmenin ayrıcalığı da başka bir adada bulunmaz. Bot Turu: Limandan kalkan mini tur botlarıyla kraterin ortasındaki adalara yapabileceğiniz günübirlik turlarda sıcak şifalı suda yüzebilme şansı var. Böylelikle Santorini’nin ilginç coğrafik yapısını da uzaktan görmüş olursunuz. Bu gezini dönüşündeyse, eğer daha önce araba ve ya asansörü kullandıysanız, yarığın tepesindeki şehre bu kez ‘eşek taksi’lerle tırmanarak gününüzü noktalayabilirsiniz.

Fotoğraf:
Bilmenizi isteriz ki Yunan Adaları’nı tanıtan bir çok kartpostalın üstünde ve kitabın kapağında gösterilen beyaz badanalı, parlement mavisi pencere, kapı ve kubbeli yapı tarzi Santorini’ninkilerdir. Dolayısıyla fotoğraf tutkunlarının rahatlıkla bir iki rulo harcamadan dönemeyeceği bir yer olacaktır Santorini. En güzel fotoğraflar Ada’nın baş şehri olan Fira’nın uçlarındaki yapılardan çekilebilir.
Akrotiri ve Thira Harabeleri: Volkan külü altında binlerce yıl çok iyi bir şekilde korunmuş olan Santorini Adası’nın eski yerlilerinden kalma Akrotiri Harabeleri 3600 yıl öncesindendir. Buradaki evlerden çıkarılmış rengarenk eski duvar resimlerini görmek için Ada’daki Thira Müzesi’ne gitmeniz gerekiyor. Thira Harabeleri’ndeki kalıntılar ise Akrotiri’ye oranla daha yakın tarihtendir; tiyatro, agora, tapınak gibi 2800 yıllık Antik Yunan ve Roma Harabeleri ile daha genç Bizans harabeleri.

Gece Hayatı:
Santorini gece hayatı konusunda Mykonos’tan sonra ikinci sırada gelir. Birbirine yürüyüş mesafesi uzaklığında bir çok eğlence merkezi vardır. Dans etmek için The Town Club, Koo Club, Kira Thira ve Enigma adlı dört disko en ünlüleridir. Geleneksel Yunan Tavernası içinse yine aynı sıradaki Bar 33 en iyisidir. Bu bölgede bir de canlı Rock müzik dinleyebileceğiniz Two Brothers adlı mekan var.

*Yukarıdaki içeriğin tüm hakları Tureb'e Kayıtlı Rehber Övünç D. Özdemir'e aittir, yazının bir kısmı dahil, izinsiz kopyalanamaz ve ticari amaçlar için kullanılamaz.

DİĞER REHBER YAZILAR